• Admin

İngiltere'den sonra köleliği kaldıran ilk devlet Osmanlı İmparatorluğu'dur.


Ancak Avrupa’da 1958 yılına kadar “ HAYVANAT BAHÇELERİ” devam etmiştir.


Sultan Abdülmecit döneminde kölelik kaldırıldı. Osmanlı'da devlet köle alışverişinden "pençik" adı altında vergi alırdı. 1800 den sonra bu vergi % 3 rusum'a bıraktı.

Osmanlı İmparatorluğu , çok iyi bir köle pazarıdır. Çünkü hem talep yüksektir , hem de köleler tercih etmektedirler. Çünkü bir köle için Avrupa (Roma Hukuku) ile Osmanlı (İslam Hukuku)arasında büyük farklılık vardır. Osmanlı erkeğinden çocuk doğurabilen bir köle , evin hanımı olabilme şansını elde ederken ,çocuk tebaa olur ve Padişah tebaası olan hiç kimse alınıp satılamazdı. Avrupa'da ise köle hep köle olduğu gibi , doğacak çocuğun da bir 'PİÇ' olmaktan başka şansı yoktu.

Baron de Tott :

" İtiraf etmeliyiz ki , kölelerine ve cariyelerine kötü davranan Avrupalılardır. Bunun sebebi de : doğuluların köle satın almak için para biriktirmeleri , Avrupalıların ise para biriktirmek için köle satın almalarıdır."

17. Yüzyılda Ruslar,Ukraynalılar , Lehler , Litvanya'lılar ve diğer yakın ülkelerden 400 bin esir Kırım'da bulunuyordu.Kırım , esirciliğin toptan pazarıydı. Esirlerin sorumluluğunu taşıyan Kırım ordusu , zaman zaman sefere çıkmak zorunda kaldığında , kadınlar silahlanarak kendileri için çok önemli olan bu sermayeyi korurlardı.(Evliya Çelebi)

Osmanlılar köle ve cariyelerin sahip olduğu haklar bakımından Avrupa ve Amerika ile kıyaslanmayacak kadar insanidir.1786 yılında İstanbul'a gelen İspanya'nın Venezuela valisi general Miranda : " Türklerde zenci ırka karşı bizde olduğu gibi en küçük bir nefret yoktur. Bindiğim geminin kaptanı , zenci kölesi ile birlikte yemek yiyordu. Türkler beyazlara yaptıkları muamelenin aynısını zencilere de yapıyor." diyerek hayretini belirtir.


Anekdotlar :

Esir pazarının en hareketli olduğu dönem III Murat dönemidir. Bir cariye 200 altından satılırken, bu dönemde 1000 altına kadar yükselmiştir.

Evliya Çelebi'ye göre ,Mısır'da Habeş bir kölenin fiyatı 10 altına kadar çıkabilir.

Süleyman Eymir-Şah adlı Manisa'lı bir zenginin Rus cariyesine ödediği bedel 500 akçadır(1579). Satış belgesinde bu

Rus cariyenin fiziği , orta boylu , sarı saçlı ve mavi gözlü olarak belirtilir. Yılmaz Öztuna "Eğer bu cariye yaşlı değilse , ucuza satılmıştır" diyerek bu bedel meselesinde bize ışık tutmaktadır.

Belgrad' ı fetheden II Murat , öyle çok savaş esiri ile dönmüştü ki , esir pazarındaki en güzel Macar kızı 300 akçe etmiyordu.Dilber bir cariyenin bir çizme ile değiştirilebildiğini söyleyen Aşıkpaşazade , padişahın kendisine de 9 cariye verdiğini söyler.Tarihçi Aşıkpaşazade bunları çok zor satabilmiştir.

2 ocak 1841 de , yeni doğurmuş , sütü gür bir arap cariyenin 3000 kuruşa satıldığı , Ceride-i Havadis'te ilan suretiyle duyurulmaktadır.Aynı gazetenin 57.sayısında, eşsiz üstünlükte , sazlar çalıp raks edebilen bir Arap cariye için 3000 kuruş isteniyor.23 Ekim 1841

Cariye almak isteyenlerin "büyük han"a gittiklerini ve avluda her milletten cariyelerin satışa çıkarıldığını anlatan Manuel Serrano , en güzellerinin elli riyalden fazla etmediğini , yetmiş riyale satılanların ise bir "afet" olduklarını öne sürmektedir.



Kaynak: Osmanlı'da Harem , Meral Altındal ,Altın Kitaplar Yayınevi , 2.Basım Ocak 1999


0 görüntüleme