• Admin

Adrasanda Çifte Vapur Parlıyor


Guvenislamoglu.com ‘dan derlenmiştir.


Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul

Ben bir Türk zabitiyim.Ve belki bu şerefli adı taşıyan arkadaşlarımın en az değerlisiyim… 1 /12 /1934 Harp Malulu Mütekait Topçu K.Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul

Bu mütevazı sözlerin sahibi Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul ve bataryası Birinci Dünya savaşında ,Akdeniz bölgesini cehenneme çeviren ihtilaf devletleri donanmasını 3 önemli savaş gemisini, 4 adet dağ topuyla batırdılar.Bu gemilerden biri Çanakkale savaşı’nda Türklere büyük kayıplar verdiren uçak gemisi Ben My Chree’ydi.Diğer 2 gemi ise Paris 2 ve Alexandra adlı kruvazörlerdi. Asıl ilginç olan böyle bir olayın varlığından 1995 yılına kadar bizlerin haberdar olamaması.. Hepimiz Çanakkale ve kurtuluş savaşı destanı ile büyüdük..ama bir şeyi, bu vatan toprağının her karışında bir kahramanlık öyküsü olduğunu unuttuk.. Çok fazla da araştırmadık,önemsemedik.Ama gizli kalmış öyküler ortaya çıkınca çok etkilendik, ne kadar da geç kaldığımızı anladık.Çünkü bu kahramanlarımızı öykülerini dinleyemeden bir bir kaybettik.

İsimsiz Kahramanlar

Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul da bu kahramanlardan biri.Ancak Mustafa Ertuğrul ölmeden önce,1937 yılında anılarını yazmış...Uçak gemisi Ben My chree’yi,ParisII ve Alexsandra adlı kruvazörleri nasıl batırdığını detaylı biçimde kaleme almış.Batırdığı gemilerin resimlerini yapmış.Ama hiçbir zaman bu anılarını yayınlamamış.Notlarında bunun nedenin şöyle açıklıyor…Bu, türkün övünmesini bilmediğinden değil, övünmeyi sevmediğindendir. O, yarattığı harikaları yalnız bir vazife olarak yapar ve onu mahviyetin inziva ve mahremiyeti içinde saklamaktan zevk alır..1967 yılında hayatını kaybeden Mustafa Ertuğrul’un anıları 2004 yılında tesadüfi bir biçimde ortaya çıkar.Asıl ilginç olan, hikayenin ortaya çıkmasına ,Mustafa Ertuğrul tarafından batırılan Paris 2 adlı kruvazörün sebep olmasıdır..


Paris 2

Paris 2 adlı Fransız kruvazörü şu anda Antalya kemer’de , Ağva burnu açıklarında 30 metre derinlikte yatıyor. Paris 2 nin varlığı 1995 yılına kadar bilinmiyordu.Gemi dalış okulları tarafından keşfedildi.Ancak bir ismi yoktu.Sadece bir batıktı. Üzerindeki mekanizmalardan, bulunan mermilerden askeri bir gemi olduğu açıktı. Ama ismi neydi,buraya nasıl gelmişti,ne taşıyordu,nasıl batmıştı. Bu konuda hiçbir bilgi yoktu. Bu bağlamda gemiyi bilimsel olarak ilk keşfeden kişi araştırmacı dalgıc Mustafa Aydemir oldu. Aydemir tam 9 yıl batığın izini sürmüş.Önce batığın ne olduğunu bulmuş oradan da Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’un hikayesine ulaşmış..

Aydemir “Her batığın bir hikayesi vardır. Ben batığı bulduğum zaman geçmişini merak ederim. Arkasından ne çıkacağını bilemezsiniz. Eski batıksa gizli hikayeler çıkar diye düşünürüm.. Bu beni çok heyecanlandırır. Bu batık da beni boş çıkarmadı.. Türk ve insanlık tarihi için unutulmuş bir hikayeyi bize verdi."

Paris 2 ilk 7 yıl Mustafa Aydemir’e hiç bilgi vermemiş. Çünkü batık hurdacılar tarafından yağmalanmış .Bu nedenle kimliğini uzun süre saklamış. Bir savaş gemisi olduğu tahmin ediliyormuş ama nerden geldiği, hangi bayrağı taşıdığı, ne zaman batırıldığı, ne yük taşıdığı bilinmiyormuş. Mustafa Aydemir tam 7 yıl batığın izini sürmüş.Aydemir ilk ip ucuna Antalya İnan Kıraç Akdeniz Araştırmaları Ensitütüsü’nde ulaşmış. Kütüphanede dolaşırken Burhanettin Onat’ın “Bir Zamanlar Antalya” adlı kitabını bulmuş ve kitabın sayfalarını çevirdiğinde Paris 2 ve Alexandra adlı savaş gemilerinin batırılış hikayesi ile karşılaşmış. Gemileri batıran kişinin adı da bu kitapta yazıyormuş. Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul …Aydemir “İsmi görünce şaşırdım.7 yıldır aradığım şey karşımdaydı. Ertuğrul uzun yıllar Antalya’da yaşamış Burhanettin Onat Mustafa Ertuğrul’un arkadaşıymış.Tüm hikayeyi ona anlatmış.Aslında bu hikayeyi eski Antalyalıların çoğu bilirmiş ama kimse detayına girmemiş,ilgilenmemiş.Kitabı aldım okudum..Mustafa Ertuğrul’a ve batırdığı gemilere ulaştım. buradaki bilgilerden mezarlık kayıtlarını taradım.Mustafa Ertuğrul’un mezarını daha sonra da ailesinin izini buldum."


Mustafa Aydemir

10 yıllık ısrarlı araştırma ve çaba ile bilinmeyen bu hikayeyi ortaya çıkaran kahraman

Düğüm Çözülüyor

Düğüm çözülmeye başlamış. Uzun bir araştırmadan sonra Mustafa Aydemir ,Mustafa Ertuğrul beyin kızı İlhan Günaltay’a ve torunlarına ulaşmış. Mustafa Ertuğrul aslen Giritliymiş..1893’de doğmuş..1912 yılında Kara Harp Okulu’na girmiş...Çanakkale, Galiçya cephelerinde savaşmış ,ihtilaf devletlerin Akdeniz donanmasına büyük zararlar vermiş.3 gemi batırmış. Kurtuluş Savaşına katılmış. Bu sırada Miralay Şefik Aker’in kızı Mediha hanım ile evlenmiş. Savaş sırasında bir yunanlı asker tarafından pusuya düşürülmüş. Sırtından vurulmuş. Uzun süre tedavi görmüş. Ancak bir daha cepheye dönememiş. Malulen emekli olmuş. Savaş sonrası, soyadı kanunu çıkınca Aker soyadını almış..2 si kız biri erkek 3 çocuğu olmuş.. Antalya’da portakal bahçesi içinde mütevazı bir yaşam sürmüş. Bu sırada anılarını yazmış, resim yapmış..1967 yılında da hayatını kaybetmiş. işte bir kahramanın kısa yaşam öyküsü.Mustafa Aydemir’in başvurusu üzerine aile bilgi ve belgeleri aydemir ile paylaşmaya başlamış.. İşte bu noktada Mustafa Ertuğrul’un kendi el yazısıyla yazdığı anılarına ve batırdığı gemilerle ilgili bilgi notlarına ,haritalara ulaşmış.. Aydemir’in İstanbul Levent’e bulunan bürosunda bu belgeleri ve resimleri gördüm. Hakikaten etkileyiciydi. En ince ayrıntısına kadar her şeyi resimlemişti.

Bir tarih yazılıyor

Mustafa Ertuğrul Antalya kıyılarını cehenneme çeviren Paris 2 ye bir pusu kurmuş.Yem olarak Ağva limanına içi yiyecek ve cephane dolu bir yelkenli bırakmış.4 adet dağ topunu da Ağva burnuna gizlemiş.. Paris 2 ve Alexsandra adlı savaş gemileri bu yelkenliyi görünce Ağva limanına girmiş. Amaçları yelkenliyi limandan alıp Meis Limanı’na götürmekmiş.. Paris 2 limanı giriş yaptığı sırada Türk bataryası ölüm kusmaya başladı..18 dakika içinde Paris 2 iyi Akdeniz’in serin sularına gömüş.. 7.7 lik küçük dağ topları ile 145 atış yapmışlar ,110’nu Paris 2 ye isabet etmiş..110 vuruşta ancak batırabilmişler.. Bu arada Alexsandra kaçmayı başarmış. Olayın geçtiği yeri görmek üzere Kemer’e gidiyoruz.. Bize bu konuda Kemer eski muhtarı Ramazan Kar yardımcı olacak. Ramazan bey konu ile yakından ilgili. Çünkü Mustafa Ertuğrul ve arkadaşları savaş zamanı dedesinin bahçesinde konaklamış. Türk askerlerinin atlarını bağladığı 100 yıllık portakal ağaçları hala duruyor. Ramazan bey Türk siperlerinin hala durduğunu söylediği an heyecanımız bir kat daha artıyor.. Ancak ilginç bir tesadüf Paris 2 batığı ve siperler Fransız Tatil Köyü sınırları içinde yer alıyor. Ramazan bey siperlere gitmeden bize bir şey göstermek istiyor. Mustafa Ertuğrul’un komutasındaki sericebel bataryası 82 kişiden oluşuyormuş.. Ramazan bey 82 kişinin izini sürmüş. Sadece birinin, Topçu Çavuş Halil İbrahim Günaydın’ın izini bulabilmiş. Günaydın 1985 yılında hayatını kaybetmiş. Ancak ailesi ölmeden önce savaş anılarını anlattığı şirini kasede almış..


Sericebel Batarya, Akdeniz'de görevli 82 asker ve 4 dağ topundan oluşan birlik

İşte topçu Çavuş Halil İbrahim Günaydın’ın sesinden Paris 2 nini batırılışı,


Adrasanda çifte vapur parlıyor

Sericebel top kamalarını yağlıyor

Mesafeyi 1050 ye bağlıyor

Maşallah deyin nişan alan gözlere

Maşallah deyin yol yürüyen dizlere

Ağva limanı’na geldi büküldü

İlk vuruşta koca kılavuz yıkıldı

Fransızlar hep denize döküldü

Maşallah deyin kumanda veren dillere

Maşallah deyin tetik çeken ellere,kollara..

Topçu Çavuş Halil İbrahim Günaydın

Mustafa Ertuğrul anısına Halil İbrahim Günaydın'ın sesini canlandırdık.


Sericebel bataryasının bulunduğu yere gitmek üzere Fransız Tatil Köyüne gidiyoruz. Özel izinle içeri gireceğiz. Halil İbrahim Günaydın’ın ses kasetinde ilginç bir nokta daha var. Günaydın bir gün mevzileri gezmek için Kemer’e gelmiş. Ancak tatil köyünden içeri girememiş. Çok sinirlenmiş. Olanlara anlam verememiş. Düşünsenize koca Fransız donanmasını batırıyorsunuz .Bir gün gelip canınız pahasını savunduğunuz mevzilere giremiyorsunuz. Günaydın gidip muhtarı bulup durumu anlatmış. Bunun üzerine hemen izin alınmış. Yanını bir refakatçi verilerek mevzileri dolaşmasına izin verilmiş. Günaydın bir daha da gelmemiş. Ses kasetinde kapıdan alınmayışını sinirli bir şekilde anlatıyor.

Mustafa Ertuğrul ve arkadaşlarının düşmana görünmeden topları parça parça taşıdığı yoldan siperlere doğru ilerliyoruz. Siperler burunda yer alıyor. Ormanın içinden geçiyoruz. Buruna ulaştığımızda siperlerle karşılaşıyoruz. Bir anda tüylerim diken diken oluyor. Çanakkale’den sonra, ilk defa böyle bir duyguyu burada yaşıyorum. Siper çukurları olduğu gibi duruyor.4 adet top yuvası da öyle. Toplar arka arkaya sıralanmış. Çok iyi gizlenmişler. Bu nedenle Fransızlar topların yerini saptayamamış.


Ramazan Kar

Kemer Eski Muhtarı “Burayı bir çoban buldu. İlk geldiğinde hala mermi kovanları varmış. Hepsini toparlayıp hurdacıya vermiş. Nerden bilsin adamcağız. Bizim bile yıllar sonra haberimiz olsun. Burada bir barış anıtı yapmak istiyoruz. Girişimlerimiz var. İnşallah olur.”

Siperleri içinde o anı hissetmek muhteşem bir duygu.. Topçu çavuş Burdurlu Halil İbrahim Günaydın’ın sesi kulaklarımda çınlıyor.

Paris 2 den kurtulanlar Antalya’ya götürülerek çok iyi bakılmışlar.


Fransız esirler

Alexandra

Mustafa Ertuğrul daha sonra İngiliz kruvazörü Alexsandra’nın peşine düşmüş.. Alexsandrayı da içine portakal kasaları içine dinamit yerleştirdiği bir yelkenli ile batırmış.. Devriye görevi yapan kruvazör kendisinden kaçmaya çalışan Türk yelkenlisini önce batırmaya çalışmış.. Daha sonra yanına yaklaşarak içindeki portakal kasalarını gemiye yüklemeye başlamışlar.. Son kasayı kaldırdıklarında Alexsandra havaya uçmuş.


Alexandra



Ben My Chree

Ve Ben My Chree.. İngilizlerin Çanakkale savaşlarında büyük rol oynayan tek uçak gemisi. Mustafa Ertuğrul 11 ocak 1917 de Akdeniz sahillerini cehenneme çeviren Ben My Chree’yi Meis adasında yakaladı.. Ancak tekerlekli, atış kabiliyeti zayıf, menzili kısa 7.7 lik küçük mermi atan toplara bu dev gemiyi batırması mümkün görünmüyordu.36 dakika süren atış sonrası benzin varillerine isabet eden bir mermi Ben My Chree’yi Meis Limanına gömdü. Bu sırada limandaki 200 ye yakın gemi ve sandal da yandı..Meis harabeye döndü..


Paris 2 nini kaptanı Yüzbaşı Rollin’in raporu…

Peki tüm olanlar bir abartı olabilir miydi.. Mustafa Aydemir kitabını yazmadan önce, her şeyi doğrulatmak için bir ekip kurdu..Aydemir “Bizim için doğrulanması önemliydi.İngiliz,Fransız arşivlerini taradık.Gemi komutanlarının raporlarına ulaştık.Bu arşivler herşeyi harfi harfine doğruluyordu.Mustafa Ertuğrul’un anlatımlarında en ufak bir abartı yoktu. "İşte Paris 2 nini kaptanı Yüzbaşı Rollin’in raporu…

Düşmanın ilk yaylım ateşi 75 lik topu kullanılmaz hale getirdi. Kıç taraf bütünüyle ateş içinde kaldı,özellikle subayların bölümünde kalın bir duman tabakası yükseliyordu. 100 lük top isabet aldı ikiye bölündü. savunma aracımız kalmadı. Kıç tarafından sulara gömülmeye başladık. Herkes denize diye emrettim.

Bu da Alexsandara adlı İngiliz savaş gemsinin ikinci kaptanı Millard’ın , İngiliz Gnelkurmay arşivlerindeki raporu.

Kayıkta iki kürek 3 portakal sandığı vardı. Sandıklardan biri önde biri arkada biri ortaydı..2 adamımız komutanın emriyle kayığa çıktılar.. Bu sırada büyük bir patlama oldu.güvertede 6 ceset vardı.Gemi su almaya başladı.. Baş dümenci Millard 28 nisan 1918 Afyonkarahisar

İlhan Günaltay’ı Ziyaret

Bu hikayede en çok merak ettiğim,bu öykünün neden bunca yıl saklı kaldığı. Bunun cevabını almanın tek yolu kuşkusuz Mustafa Ertuğrul’un kız İlhan Günaltay’ı ziyaret etmekti..

İlhan Günaltay Mustafa Ertuğrul’un kızı “Biz kendimizi övmek istemedik. Antalya da herkes bilirdi. Herkese anlatırdı. Zaman zaman siperlerin olduğu yere gider piknik yapardık. O anı yaşardı. Nasıl batırdıklarını anlatır .Batığın yerini gösterirdi. Sırtı hep kaşınırdı. Kurşun yarası onu çok rahatsız ederdi. Yaranın olduğu yeri torunlarına kaşıtırdı. Çünkü eli oraya ulaşmazdı. O yara onun madalyasıydı.”

Bugün Mustafa Aydemir 9 yıl süren araştırmaları sonucunda Paris 2 keşfetmekle kalmadı, Mustafa Ertuğrul gibi bir kahramanı da ortaya çıkardı. Aydemir in şimdiki hedefi Paris 2 batığının bulunduğu yere bu savaşta ölenlerin anısına bir barış anıt dikmek. Umarız bunda da başarılı olur.

Not ..Programdan sonra Topçu Çavuş Halil İbrahim Günaydın’ın torunu Bahattin Günaydın teşekkür etmek için aradı.Onur duydum.Bahattin beyin Topçu Binbaşı olduğunu duyunca gözlerim yaşardı.Bu arada Sericebel bataryasının kullandığı topları 7,7 lik gösterebilmek içinGenelkurmay’dan izin istedim.Amacım başarının büyüklüğünü ortaya koyabilmekti.Bu izinin çıkmaması beni bir o kadar da üzdü.

Konuyla ilgili bir gazete haberi:

Nallıhan'lı Durmuş Çavuş

Haber - Nallıhan Haberleri

Çanakkale savaşı sırasında Akdeniz kıyılarını koruma görevinde bulunan 82 kişilik Sericebel Topçu Bataryasının çavuşlarından birisi DURMUŞ ÇAVUŞ. Detaylar devamındadır. Çanakkalede Türk siperlerini sürekli bombalayan tayyareleri uçuran savaş gemileri, İngiliz BENEMİKREA kravazörü, HLEKSANDIR gemisi ve diğer İngiliz muhripleri, Fransız PARİS II kravözörü ikmal yapmak ve dinlenmek üzere MEİS limanına demir atarlar.Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul komutasındaki Nallıhan'lı Durmuş Çavuş, Burdurlu Halil İbrahim Günaydın Çavuşun başında bulunduğu 82 kişilik Sericebel Topçu Bataryasından habersizlerdir.Açık ve kayalıklar arasındaki dağ topları ile MEİS limanında bulunan dünyanın ilk uçak gemisi BENEMİKREA gemisini batırarak, toplarını katır sırtında kimseye görünmeden Antalya Kemer Ağva burnuna yerleşen çok çabuk hareketleri nedeniyle çabuk hareket eden, yer değiştiren (Sericebel) adını alırlar.Kemer Ağva (Kiriş) burnu açıklarında, İngilizlerin HLEKSANDIR, Fransızların PARİS II gemilerini batırarak Nallıhan'lı Durmuş Çavuş tarihe mal olan kahraman onbinlerden biri olmuştur.Durmuş Çavuş (Savaşçı) soyadım harp yıllarında çektiği sıkıntılı günler anısına almış olabilir. Yakapınar köylüleri kendisine çelebi dayı diye hitap ederlermiş.Nallıhan Yakapınar köyü 1889 doğumlu Durmuş Çavuş (Savaşçı) 10.10.1972 yılında hakkın rahmetine kavuşmuştur. Allah rahmet eylesin.Unutulmayıp, hatırlanması nedeniyle Nallıhan Akdere köyü mezarlığındaki, kaybolmaya yüz tutmuş mezarı, yaptırılarak gönül dostlarının kolayca bulmalarına yardımcı olmaya çalışılmıştır.Eğer insanları seviyor, ulusuna, kendine güveniyorsan özgürlüğün onurunu duyabiliyorsan 4 dağ topu, bir koca yürek çok büyük işler başarır.“Ne Mutlu Türküm diyene”Ey ulu Atatürk, O'nun kahraman silah arkadaşları, aziz şehitlerimiz, Ruhlarınız şadolsun. Hepinize minnettarız. Sevgili gazilerimiz gururumuzsunuz. Onurumuzsunuz. Sağlık içinde kalın. Sevgi ve saygılarımı sunarım. Mehmet ÖZBEK

Emekli Öğretmen (Araştırmacı) nallıhan.com


117 görüntüleme