• Admin

Küpeli Bülten'de yayınlanan röportaj



-Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Erkan İnce kimdir?

-Çok eski çağlardan beri hep üstüne yeni şeyler koyarak günümüze ulaşan geleneklerimizin etkisi altındayım. Post modernizmin sığ ve tüketici anlayışının önüne geleni bir sel gibi sürüklemesinden hayatımın her alanında kendimi korumaya, elimden geldiği kadar bu selin kıyılarında karadan gitmeye çalışıyorum. Güncel pratikten tamamen uzaklaşmaya imkan yok zaten. ​

-Teknoloji ve sadelik kavramları arasında gidip geldiğinizden bahsediyorsunuz, bu konuda söylemek istedikleriniz nelerdir?

-Tam olarak böyle söylemedim. Söylediğim şudur: “Teknolojinin amansız gelişmesi karşısında ürküntü içindeyim. İnsanlığın birkaç on bin yıllık muhteşem macerası acaba bu maceranın kahramanı olan insanlığın ürettiği teknoloji tarafından mı sonlandırılacak yoksa teknoloji insanlığa uzun bir gelecek mi sağlayacak, doğrusu emin değilim.”

​-Küresel ısınma üzerinde çokça duruyorsunuz, küresel ısınmanın işinize etkisi nedir?

-Küresel ısınma bir gerçektir. Çok yakın bir gelecekte saatte 300 km hızla rüzgarlar estiğinde, hiç yağmur yağmayan yerlerde bardaktan boşanırcasına yağmurlar yağıp önüne geleni silip süpürdüğünde, artık vakit geçmiş olacak. İnsanlığın bu konuda daha çok çaba göstermesi lazım. Bu çaba, yalnızca karbon ayak izini azaltmakla ibaret olmamalı, atmosferdeki mevcut CO2 emisyonunun da azaltılması için her insana düşen görevler var. Bu aslında Allahın bize bir emridir de: “Sizi topraktan yaratan ve yeryüzüne yerleştirerek burayı kalkındırmakla görevlendiren O´dur.” Hud ,61 İşte bu sorumluluk için yoğun ahşap kullanmak gerekir. Bu konuda daha detaylı bilgi için “Tackle Climate Change Use Wood” hakkında araştırma yapınız. Ne kadar haklı olduğumu göreceksiniz.

-Projelerinizde genellikle milli mimari üslubundan ilham almanızın sebebi nedir?

-Çünkü ben bir Türküm. İngiliz, Alman, Arjantinli veya Japon değilim.

​-Bina veya yapılardan ziyade müzik aleti tasarımlarına da ilginiz olduğunu duyduk, bu konuda ne söylemek istersiniz?

-Türk müziği de diğer milli kültür öğeleri gibi özenle sahip çıkılması gereken bir değerdir. Elimden geldiği kadar amatörce çaba gösteriyorum.

​-Son yıllarda kentleşmenin doğaya verdiği zararlar hakkında düşüncelerinizi merak etmekteyiz, bu konuda siz kendi yapılarınızda ne gibi önlemler alıyorsunuz?

-Kentleşmenin doğaya verdiği zararlar hakkında hiç de iyi şeyler düşünmüyorum. Kentleşme değil de “ BETONLAŞMA” sadece doğaya değil, insanlığa da zarar veriyor. Bu konuda kendi yapılarımda herhangi bir önlem almıyorum. Doğal teknoloji kullanıyorum ve yer çekimine saygı gösteriyorum. İki kattan yüksek binaların insanlar için uygun olmadığını düşünüyorum. Onlarca katlı gökdelenlerdeki beton kutularda yaşayanlar “HOMO SAPİENS” in bir başka versiyonu olmalı. Ben elimden geldiği kadar tüy gibi hafif ama çelik gibi sağlam binalar üretmeye çalıştım. Sıcakta naylon ya da polyester gömlek değil, ipek gömleği tercih ettim. Soğukta yapay malzemelerden imal edilmiş yorganları değil, yün yorganları tercih ediyorum. Yapılarda da bu koşulları sağlayan iki malzeme var: doğal taş ve ahşap. Allah bunları akıllı insanlara bahşetmiş. Ben de bu akıllı insanlara hitabetmeye çalışıyorum. Evim ahşap, ofisim ahşap. Beton binalarda radon gazının baskısını hissediyor ve rahatsız oluyorum.

-Her mimarın ustalık eseri olarak tabir edeceği bir eseri mevcuttur, sizin ustalık eserinizi soracak olursak nelerden bahsetmek istersiniz?

-Henüz ustalık eserimi yapamadım. Meslekte gelişmenin sonu yok.

-Bir mimar olarak Başiskele ve çevresine bakış açınız nedir, bize bu çevreyi nasıl tanımlarsınız?

-İstanbulu merkez alarak 150 km çapında bir daire çizin; ya da Kahireden güneye doğru bin kilometrelik bir doğru çizin veya Basra Körfezi merkezli 300 km çapında bir yarım daire çizin. İşte buralar dünyanın merkezleridir. Başiskele bu geometrilere uygun bir koordinatta. En büyük uygarlıkların binlerce yıl bu bölgelerde yaşamasının sebebi de budur zaten.

-BURC PREMIUM projesi hakkında biraz bilgi verir misiniz?

-Çeşitli tiplerde ve büyüklüklerde evleri hem bir kontrast hem de bir armoni içinde arazi içine yerleştirmeye çalıştım.

-Projeyi diğerlerinden ayıran en önemli özellikler nelerdir?

-Tek tip asker gibi dizilmiş binalardan değil, organik bir yapıdan oluşmasıdır


13 görüntüleme