|
Ana Britannica'ya göre :
Osmanlı tarihinde 1718-30 arasında yaşanan , çelişkili , geçişsel ve
yenilikçi dönem.Adı belirli bir popüler tarihçilik akımı tarafından
(Y.Kemal ,A.R.Altınay) çok sonradan konulmuştur.
Bu dönemde ilk kez Batı'nın açıkça örnek alınması , egemen sınıfın
kendi içinde reformcu ve tutucu kanatlara ayrılmasına yol açtı.
Tımar sistemi çözüldü,nüfus artışı ve bazı kentlere ve özellikle
İstanbul'a göç yaşandı.
Ticaretin gelişmesi için ihracatı kolaylaştırıcı önlemler alındı.Yeni
fabrikalar açıldı.Yalova kağıt fabrikası kuruldu.İlk basımevi kuruldu.
Batı'dan ve Doğu'dan önemli yapıtlar Türkçe'ye çevrildi.Bilginler ,
sanatçılar ve şairler devletten geniş destek gördü.
Yabancı ülkelere karşı uzlaşma ve dostluğa dayalı bir politika
izlendi.İngiltere ve Fransa ile diplomatik ilişki kuruldu.
Ancak 1730 da
Patrona Halil Ayaklanması ile bu dönem son buldu.
Bir başka görüş
Sultan
III. Ahmed zamanında (1703-1730)
Damad İbrahim Paşanın Pasarofça Barış
Antlaşmasının verdiği huzur sayesinde giriştiği
kültür ve imar faaliyetleri arasında, Avrupa'nın
tesirleri de mühim rol oynadı. Avrupa'nın önemli
merkezlerine ilk defa elçiler gönderildi.
Böylece Türkler Garp (Batı) medeniyetini sathî
de olsa tanımak fırsatı buldular.
Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi ile ile
birlikte Paris'e giden
Said Çelebi, orada matbaanın önemini
kavrayarak, dönüşünde bir Macar mühtedîsi (İslâma
girmiş) olan İbrahim Müteferrika ile
birlikte, İstanbul'da matbaa kurulması için
teşebbüse geçti. Şeyhülislâmın fetvası ve
padişahın fermanı ile tasdik edilen rapor
neticesinde, Batı'nın bu önemli buluşu
Türkiye'ye girdi. Matbaa ile, bir yandan büyük
ilim ve kültür eserleri çok sayıda basılıp
dağıtılırken, bir yandan da padişah ve sadrazam
İstanbul'daki ilim, kültür ve sanat çevrelerini
yakından desteklemek suretiyle, bu sahalarda
büyük bir canlılık meydana getirdiler. Yalova'da
kâğıt, İstanbul'da çini ve kumaş fabrikaları
açıldı.
Öte yandan bu barış devresinde, devlet
adamları arasında görülen israf ve savurganlık
genel bir hoşnutsuzluk doğurdu. Nitekim,
Patrona Halil İsyanıyla (1730) Lâle Devri
diye de adlandırılan bu devir sona ererken, ilmî
gelişmelere karşı gruplar da isyanı
destekleyerek pek çok ilmî gelişmenin
baltalanmasına sebep oldular.
|
|
Tarihçi, Şemendizade'ye göre
ayaklanmanın baş sorumlusu :
"Mirasyedi meşreb , gece
ve gündüz zevk ü sürur icad edüp halkı aldatacak şey lazumdur deyu ,
bayramlarda meydanlarda dolaplar , beşikler , atlıkarıncalar kurdurub
erkeklerle kadınları karışık salıncağa bindiren , salıncağa binüb
inerken hubbaz yiğitlere kadınları kucakladdıran , hş seda ile şarkılar
söyleddüren İbrahim Paşa"

Horpeşteli Arnavut
Halil , levendlik ,Rumeli'nde yeniçerilik yapmış ,
hemşehrileri arasında Patrona ( koramiral) olarak
ünlenmişti. İstanbul'da esnaflık yapar , meyhanelerde
arkadaşları ile içerdi.1730 yılı Ağustos ayında kadrosunu
oluşturdu :
Muslu Beşe
Emir Ali
Ali Usta
Karayılan
Çınar Ahmed
Oduncu Ahmed
Derviş Mehmed
Erzurumlu Mehmed
Küçük Muslu
Kutucu Hacı
Patrona Halil ve zorbaları 28 Eylül 1730
günü , cuma namazı çıkışında Bayezit Camii kapısında üç
koldan bayrak açıp şeriat içün herkesi ayaklanmaya
çağırdılar.Kapalıçarşıya gidip ,kapıları tuttular ,
dükkanları kapattırdılar.
29 Eylül günü şehirde denetimi ele aldılar.Cingeneler ,
göçebeler ve birçok başka grup "şeriat isterüz" diyerek
yağmalar düzenlediler.
29 ve 30 Eylül günleri , III Ahmed'in yaptırdığı güzelim Sadabad ve diğer imar çalışmaları yakıldı , yıkıldı,
1 Ekimde III Ahmed , yeğeni I Mahmud'a saltanatı
devretti.
25 Kasım günü Patrona Halil ve arkadaşları saraya
çağrıldı , sünnet odasında öldürüldüler.Cesetleri parça
parça saraydan dışarı çıkarılınca , zorbalar korkup
dağıldılar.
Bu şekilde , III Ahmet döneminde , Osmanlı
İmparatorluğu'ndaki ekonomik canlanma, bilimsel çalışmalar ,
batı ile yumuşama sürecine de uzun bir süre için ara
verilmiş oldu oldu.
|